16 Ocak 2017 Pazartesi

Ocak 16, 2017 tarihinde, tarafından

Seyahat Yardımcısı : Edinburgh (İskoçya)

edinburgh scotland iskoçya north bridge britanya
İskoçya'nın başkenti ve en büyük ikinci şehri, viski üretiminin kalbi, Birleşik Krallığın kuzeyindeki tarih dolu yer : Edinburgh.

İskoçya'da Birleşik Krallık vizesi uygulanıyor, ayrı bir vize prosedürü yok. Bu nedenle genellikle İngiltere'ye yapılan gezi sırasında veya vize bitmeden bir kez daha yurt dışına çıkmak isteyen turistler tarafından ikinci rota olarak tercih ediliyor. İngiltere gezisi ve Birleşik Krallık vizesi için gerekli olabilecek bilgilere şu adresten ulaşılabilir.

Edinburgh, ülkenin Glasgow'dan sonraki en büyük ikinci şehri ve başkenti. Buraya Türkiye üzerinden aktarmasız uçuşlarla yaklaşık 4 saatlik bir süre sonrasında varılıyor (İngiltere üzerinden gelinmesi durumunda uçakla 75 dakika, trenle 5 saat 45 dakika, otobüsle 8 saat civarı süren yolculuğun ardından şehre varmak mümkün). Şehrin tek havaalanı EDI'de temin edilebilecek ya da uçakta dağıtılan landing card'ın doldurulup pasaport kontrolü sırasında görevliye teslim edilmesinin ardından şehrin merkezine otobüs, tramvay ve taksilerle ulaşılabiliyor. Tramvayla 5,5 pound'a yaklaşık yarım saatte, otobüsle (100 numaralı hat. Geceleri N22) 4,5 pound'a yine aynı sürede merkez olarak kabul edilebilecek West End durağında inilebilir. Tramvay ve otobüs biletleri gidiş-dönüş olarak alınırsa indirimli oluyor (tramvay 8.5, otobüs 7.5 pound).

Edinburgh'un tarihi bir geçmişi var. Bu tarih şehirdeki yapılarıyla da kendini belli ediyor. Şehrin merkezi iki ana bölgeden oluşuyor: Old Town ve New Town. West End durağında inince New Town bölgesine, Princes Street adı verilen meşhur caddesine çıkılıyor.

edinburgh scotland iskoçya princes street britanya
Princes Caddesi üzerinde çok sayıda alışveriş dükkanları ve kafeler bulunuyor

NEW TOWN

Princes Caddesi üzerinde geniş yeşilliklere sahip Princes Street bahçeleri görünüyor. Bahçe, Royal Scottish Academy ve Scottish National Gallery binalarıyla bölünüyor. Royal Scottish Academy, 18. yüzyıldan günümüze İskoç çağdaş sanat eserlerinin sergilendiği ve satıldığı bir müze. Girişi ücretsiz. Hemen yanında, girişi yine ücretsiz olan Scottish National Gallery yer alıyor. Burada rönesanstan günümüze İskoç güzel sanatlarına ait eserler görülebilir. Bu iki tarihi yapı, The Mound adı verilen suni tepe üzerinde bulunuyor. Bu tepe, New Town ile Old Town'ı birbirine kısa yoldan bağlıyor.

edinburgh scotland iskoçya princes street gardens britanya
Royal Scottish Academy önünden Princes Street bahçelerinin bir kısmı. Sol tarafta Princes Caddesi ve yol üzerindeki Scott Monument ve arka tarafta Balmoral Hotel'in saat kulesi. Kulenin saati, yolcular bu bölgedeki istasyondan kalkan trenlerini kaçırmasın diye birkaç dakika ileriye ayarlanmış

Princes Caddesi üzerindeki en dikkat çekici yapı Scott Monument. İskoç yazar ve şair Sir Walter Scott'ın anısına yapılmış. Anıt üzerinde kendi eserlerindeki karakterlerden ve önemli İskoç halk kahramanlarından oluşan, gözle görülebilir 64 adet figür kabartması yer alıyor. Bu figürler ünlü İskoç heykeltıraşlar tarafından yapılmış. Anıtın ortasında ise köpeği ile birlikte oturan Scott heykeli bulunuyor. Anıtın 287 basamaklı tepesine çıkıp şehrin manzarasını izlemek 5 pound. Tepede ayrıca bir adet müze odası bulunuyor.

Sir Walter Scott'ın eserleri yüzyıllar geçmesine rağmen halen dünya çapında büyük üne sahip. Anıtın hemen yanındaki şehrin merkezi tren istasyonu, aynı isimle yazdığı romana ithafen Waverley olarak adlandırılmış (istasyonun önündeki cadde de Waverley Caddesi). Ayrıca İskoç bankaların kendi paralarını basabilmelerine devam edebilmeleri için verdiği mücadelenin (bir dergide yayınladığı Malachi Malagrowther yazılarının) başarılı olmasının anısına Sir Walter Scott'ın resmi Bank of Scotland tarafından basılan tüm İskoç pound'larında yer alıyor.

Princes caddesi İskoç Ulusal Arşivleri binası ile sona eriyor. Burada üçe ayrılan yolda Leith Street, şehrin en uzun caddelerinden Leith Walk'un başlangıcı sayılıyor. Leith Walk, vakit bulup da yürünmesi gereken caddelerden. Princes Caddesi uzantısı A1 yolu olarak geçiyor. 660 kilometre uzunluğundaki bu yol, Edinburgh'u  Londra'ya bağlayan, Birleşik Krallığın en uzun yolu. Üçüncü kol ise North Bridge üzerinden New Town'ı Old Town'a bağlıyor.

A1'in başlangıcında tarihi Old Calton Burial Ground mezarlığı yer alıyor. Burada filozof David Hume, ressam David Allan, bilim adamı John Playfair gibi ünlü İskoçların mezarı bulunuyor. Karşısındaki yeşil tepe, şehrin en meşhur bölgelerinden Calton Hill.

edinburgh scotland iskoçya calton hill nelson monument britanya
Calton Hill'in arka tarafındaki Regent Gardens'dan Nelson Monument ve National Monument of Scotland görünümü

Calton Hill, Edinburgh'a tepeden bakabilmek için tercih edilebilecek ücretsiz bir nokta. Şehrin tanıtım afişlerinde genellikle burası gösteriliyor. En dikkat çeken yapısı meydanın ortasındaki İskoç Ulusal Anıtı (National Monument of Scotland), Napolyon Savaşları sırasında yaşamını yitiren asker ve denizciler anısına dikilmiş. Şehrin tarihi gözlemevi, İskoç filozof Dugald Stewart anısına dikilen Dugald Stewart Monument, Fransız ve İspanyol donanmaları ile İspanya'da yapılan Trafalgar Deniz Muhaberesi'ndeki üstün başarısını onurlandırmak için Amiral Horatio Nelson anısına dikilmiş Nelson Monument,  tepedeki diğer önemli yapılar.

Nelson Anıtı'nın tepesindeki yuvarlak saat topu dikkat çeker. Bu top, zamanında limana yakın gemilerin saatlerini ayarlaması için, yanındaki gözlemevinden kurulan bir mekanizma ile öğlen saat 1'de tepede olacak şekilde inşa edilmiş. Günümüzde halen manuel olarak çalıştırılıyor.

New Town sınırları içerisinde Princes Caddesi haricinde önemli birkaç cadde daha bulunuyor: George St. kavşaklarındaki heykeller ve Queen St. yanındaki Queen Street Bahçeleri de görülebilecek yerlerden. New Town'da gezilebilecek bir diğer yer Royal Botanic Garden. Park, Kuzey Denizi'ne dokülen Leith nehrinin diğer kısmında yer alıyor. Girişi ücretsiz.

edinburgh scotland iskoçya botanic park britanya
Botanik Park'ta sadece seralar ücretli

OLD TOWN

Şehrin en çok turist ağırlayan yeri olan Edinburgh Kalesi, Old Town'da, Castle Rock adlı volkanik tepe üzerine kurulu, şehre yüksekten bakan ünlü bir kale. İngiltere ve İskoçya arasındaki çoğu çatışma burada gerçekleşmiş. Kaleye hakim olmak, şehre ve dolayısıyla İskoçya'ya hükmetmek adına önemli bir basamak olduğundan kale tarih boyunca kuşatmalara maruz kalmış. Bir süre savaş esirlerinin hapsedildiği yer olarak kullanıldıktan sonra çeşitli düzenlemelerden geçerek günümüzdeki halini almış.

Kalenin içerisinde Ulusal Savaş Müzesi, savaş hapishaneleri, şehrin ayakta kalabilen en eski yapısı St Margaret's Chapel, eskiden kraliyet ailesinin ikamet ettiği ve günümüzde kraliyet ailesine ait çeşitli mücevherlerin sergilendiği Royal Palace, eskiden kraliyet toplantılarının ana mekanı olan ve günümüzde zırh ve savaş aletleri ile donatılmış Great Hall ziyaret edilebilecek yerlerden. Kalede ayrıca limandaki gemilerin saatlerini ayarlamak için kullanılan (bu görevi Nelson Anıtı'nın tepesindeki toptan devralan) ve saat 13.00'de ateşlenen One O'Clock Gun yer alıyor.

edinburgh scotland iskoçya edinburgh castle kalesi britanya
Edinburgh Kalesi'nden şehir manzarası. Kalenin sol kısmında One O'Clock Gun görünüyor. Kale, kış sezonunda 9.30-17.00, yazın ise 9.30-18.00 saatleri arasında gezilebiliyor (kapanıştan 1 saat önce girişler sonlanıyor). Giriş ücreti yetişkinler için 16,5 pound

Edinburgh Kalesi'nin çıkışında ziyaretçilerin ilgisini çeken iki mekan bulunuyor: İskoç viski tarihinin anlatılıp tadım etkinliklerinin düzenlendiği, içerisinde restoran ve içki mağazası da bulunan Scotch Whisky Experience binası ve daha çok çocuklara yönelik, çeşitli ilüzyonların gösterildiği Camera Obscura and World of Illusions binası vakti olanların ziyaret edebileceği yerler.

Kalenin önünden başlayan uzun cadde Royal Mile olarak adlandırılıyor. Burası, Lawnmarket, High Street, Canongate ve Abbey Strand Caddelerinden oluşan, Holyroodhouse Sarayı'nda sonlanan şehrin en turistik caddesi. Yol üzerinde, ihtişamlı kulesiyle dikkat çeken St. Giles Katedrali (High Kirk of Edinburgh), 12. yüzyılda şehrin koruyucu azizi Giles anısına yapılmış. İçeriye giriş ücretsiz. Günümüzde burada çeşitli konserler de düzenleniyor. Katedral önündeki Parlemento Meydanı'nda 5. Buccleuch Dükü Walter Francis Montagu Douglas Scott'a ait heykel, katedralin diğer ucunda ünlü İskoç filozof ve ekonomist Adam Smith heykeli bulunuyor.

edinburgh scotland iskoçyaroyal mile st giles cathedral katedrali britanya
Parlemento Meydanı'ndan kilisenin ve dük heykelinin görünümü. Sol taraftaki Royal Mile günün her saati kalabalık

Buccleuch Dükü heykelinin hemen yanında yere, kalp şekilli taşlara tüküren insanlar göze çarpabilir. Buraya Heart of Midlothian deniyor. Bölgenin eskiden vergi toplama ofisi ve sonrasında kötü koşullara sahip bir hapishane girişi olduğu söyleniyor. Şehir halkı buradan geçtiklerinde yapılan uygulamalara olan tepkilerini göstermek için yere tükürüp geçerlermiş. Günümüzde de bu gelenek devam etmekte.

The Writer's Museum, Museum of Childhood, The People's Story ve Museum of Edinburgh müzeleri, İskoç Protestanlığının öncüsü John Knox'un evi ve çok sayıda alışveriş dükkanı da cadde üzerinde gezilebilecek yerlerden. Royal Mile'ın öteki ucunda İskoçya Parlemento Binası ve Birleşik Krallık kraliçesinin İskoçya'da konakladığı Holyrood Sarayı (Palace of Holyroodhouse) yer alıyor. Sarayın bölgesinde odalar, koleksiyonlar, eski manastır kalıntıları, bahçeler gezilebiliyor. Girişi ücretli, yaklaşık 12 pound. Bölgedeki diğer bir turistik yer, oldukça geniş alana ve yüksek tepelere sahip Holyrood Parkı. Volkanik tepelerinin en yüksek noktası Arthur's Seat olarak biliniyor. Burası, şehir manzarasının seyredilebildiği en güzel yerlerden biri. Parkta ayrıca St. Anthony's Chapel kalıntıları ve göller bulunuyor.

edinburgh scotland iskoçya arthurs seat holyrood park britanya
Arthur's Seat'e parkın girişinden patikalardan ya da merdivenleri kullanarak ulaşılabiliyor. Burada havanın nispeten daha rüzgarlı olduğunu belirtmekte fayda var

Şehrin diğer bir yeşil alan parkı The Meadows, Grassmarket meydanının biraz aşağısında bulunuyor. Yol üzerinde Greyfriars Kirkyard mezarlığı, National Museum of Scotland müzesi ve Edinbugh Ünversitesi de ziyaret edilebilir.


TURLAR

Edinburgh merkezi yürüyerek 2 günde gezilecek bir yer. Daha uzun vakti olanlar genellikle şehrin kuzey kısmına doğru düzenlenen günübirlik turlara katılıyor. Biletler Princes Caddesi üzerindeki kafelerden veya Waverley istasyonunun üst kısmındaki Tourist Information Center'dan ayarlanabiliyor (bu merkezden kafelerdeki turlara göre daha fazla alternatif bulunabiliyor). Turlar bazen kafelerin önünden, genellikle ise Royal Mile'da St. Giles Katedrali'nin önünden başlıyor. Fiyatlar tur içeriğine (farklı firmalar benzer turlarda başka duraklama noktaları ekleyebiliyor) göre değişiyor ve sadece yolculuğu kapsıyor, kale girişleri, yemek ve diğer etkinlikler için ek ücret ödemek gerekiyor (turlar bu ek hizmetler için bazen indirimli bilet sağlayabiliyor). Bazı örnek turlar şöyle:

Highlands; Loch Ness & Glen Coe turu en popüler rota. 08.00'da kalkış, 20.30'da dönüş şeklinde gerçekleşiyor. Ücreti yaklaşık 45 pound. Ülkenin kuzey batısına doğru yapılan bu yolculukta Kilmahog köyü ilk mola yeri. Burada yiyecek - hediyelik eşya alışverişi yapıp Highland sığırları izlenebiliyor. Ardından turun asıl kısmı Loch Ness gölü gezisi başlıyor. Loch Ness, İskoçya'nın ikinci en derin (birincisi Loch Morar) ve ikinci en geniş (birincisi Loch Lomond) gölü. 14 pound ek ücretle gölde 1 saatlik tekne gezisi de ayarlanabiliyor (ek bir ücret daha vererek kıyıda bulunan Urquhart Kalesi kalıntıları da gezilebiliyor).

edinburgh scotland iskoçya loch ness highlands tour britanya
Loch Ness'i meşhur yapan ise gölde yaşadığı iddia edilen Nessie adı verilen efsanevi göl canavarı

Gölün ardından kuzeyde Highland'in merkezi olarak kabul edilen Inverness'a varılıp dönüş yolunda volkanik dağlarla eşsiz bir manzaraya sahip Glen Coe adlı vadide duraklanıyor. Burası Highlander, Skyfall ve Harry Potter and the Prisoner of Azkaban filmlerinde de geçen bir yer. Tur boyunca İskoçya'da çekilmiş filmlere ait diğer lokasyonların da yakınlarından geçilebiliyor : Outlander (Doune Kalesi) ve Braveheart (Glen Nevis) bunlardan bazıları.


Stirling Kalesi & Loch Lomond & Glengoyne Distillery turu, İskoçya'nın en ünlü kalelerinden birini ziyaret etmek ve viski imalatını yerinde gözlemlemek için tercih edilebilecek bir tur. Ücreti yaklaşık 42 pound. 9.15'de başlayıp 18.15'te sona eriyor. Kaleye giriş için ekstra 14,5 pound ödemek gerekiyor (bazı turlar ile 1-2 pound indirimli bilet alınabiliyor). Burada geçirilecek yaklaşık 2 saat içinde müzeler, tarihi odalar, kalenin eski mutfağı, bahçeler gezilebiliyor.

edinburgh scotland iskoçya stirling castle kalesi highlands tour britanya
Stirling Kalesi, İskoçya'nın eski kraliçesi Mary Stuart'ın taç giydiği, Stuart Hanedanı'nın ikamet ettiği ve İskoç Bağımsızlık Mücadelesi'nde önemli bir yere sahip kale

Kaleden, yaklaşık 5 kilometre uzaklıktaki William Wallace Ulusal Anıtı gözlenebiliyor. Ülkenin İngiliz egemenliğinden kurtulması için verdiği mücadele ile tarihe kazınmış olan ulusal halk kahramanı William Wallace için dikilen anıt, tur kapsamı dışında kalıyor. Wallace önderliğinde kazanılan başarıların anlatıldığı galeri, Wallace'a ait olduğu iddia edilen kılıç ve 246 basamaklı tepeden Stirling şehri manzarasını görmek için buraya uğranabilir. Edinburgh merkezinden saat başı kalkan otobüsler ve trenler buraya yakın bir noktada duruyor.

Kale  turundan sonra 1 saatlik yemek molası veriliyor, ardından yeşilliklerin arasında geniş Loch Lomond gölüne varılıyor. Burada da 1 saat kadar doğa gezisinin ardından turun son kısmı olan viski imalatanesi gezisi başlıyor. Turların anlaşmalı olduğu bir fabrikaya varılıyor ve burada yaklaşık 8 pound'luk giriş ücreti ödenerek İskoç içkisine ait üretim - tadım etkinliğine katılınıyor.

edinburgh scotland iskoçya whisky tour glengoyne britanya
Turlar fabrikalarla anlaşmalı olduğundan giriş ücretinde indirim uygulanabiliyor. Fabrikalar dış etkenlerden olabildiğinde uzak saf su kullanmaları sebebiyle genellikle doğal bölgelerin içerisinde bulunuyor

Viski üretimi 5 adımdan oluşuyor : malt hale getirme, mayşeleme, fermantasyon, damıtma ve dinlendirme. Viskinin ana maddesi tahıllar. Bunun için İskoçya'da çoğunlukla arpa kullanılıyor. Bunun haricinde mısır, buğday, çavdar, yulaf gibi diğer tahıllar da kullanılabiliyor. Temel olay, tahılların içerisindeki nişastanın şekere dönüşmesini sağlamak. Bunun için tahıl birkaç gün su içinde bekletilerek şişirilip ardından çimlendiriliyor. Yaklaşık bir hafta süren bu işlemin ardından fırınlarda kurutma işlemi uygulanarak çimlendirme durduruluyor. Tahılın bu haline malt deniyor. Kurutma sırasında fırınlarda kömür olarak turba kullanılırsa viskiye sinen bir kömür kokusu içeceğe ayrı bir lezzet katacaktır.

Kurutulmuş arpa öğütülüp özel tanklarda sıcak suya sokuluyor, karıştırılarak lapa haline getiriliyor. Sıcak suya sokma işlemi farklı derecelerde üç kez tekrarlanıyor. Bu işlemler ile arpa içerisindeki nişastadaki parçalanmış şekerler dibe çöküyor Bu işlem mayşeleme olarak adlandırılıyor. Dipteki şekerli yapıya 'wort' deniyor. Artan kısımlar hayvanlara yem olarak veriliyor. Üçüncü işlemdeki su ise diğer arpanın ilk suyuna ekleniyor.

Oluşan wort ayrı tanklara alınarak içerisine maya katılıp kimyasal reaksiyonlar oluşması sağlanıyor. Birkaç gün sonunda fermantasyon işlemi sona ererek düşük yüzdeli alkol elde edilmiş olur. Bu alkol bira yapımında da kullanılabiliyor.

Oluşan düşük yüzdeli alkol, imbik adı verilen kazanlara aktarılıyor ve iki aşamalı damıtma işlemi uygulanarak alkolün yüzdesi yükseltiliyor. Wash still imbiğinde %35 orana sahip alkol (low wine olarak biliniyor), spirit still imbiğinden sonra %70 orana sahip oluyor. İskoç viskisi spirit still imbiğinde genellikle 2 kez, İrlanda viskilerinde 3 kez damıtılıyor. Günümüzde coffey still adı verilen imbikler sayesinde çok daha seri üretim yapılıyor.

Elde edilen yüksek dereceli, berrak görünümlü alkol, meşe fıçılarına dolduruluyor ve dinlendirmeye bırakılıyor (yaşlandırılıyor). Bu fıçılarda en az 3 sene bekletildikten sonra, sulandırılıp derecesinin en az %40 olacak şekilde düşürülmesinin ardından şişelenerek viski üretimi tamamlanıyor (Cask Strength denen viskilerde su ile yumuşatma yapılmıyor). Alkolün bekleme süresi ve konulduğu fıçı, tadında büyük öneme sahip. Daha önce şarap, rom gibi başka içeceklerin tutulduğu fıçılar kullanılarak farklı aromalı viskiler elde edilebiliyor. İçi yakılmış fıçıda beklemesi de aromayı etkiliyor. Yaşlandırma işlemi tek fıçıda yapılabileceği gibi bir süre sonra başka fıçıya aktarılıp dinlendirilmeye devam edilebiliyor. Viskilerin tutulduğu fıçılar Amerika veya Avrupa'da üretilen meşe odunundan yapılıyor ve imalatında çivi ve yapıştırıcı gibi maddeler bulunmuyor. Sadece dış kısmı metalle tutturuluyor. Kaynak suyun saflığı, damıtmada kullanılan imbiğin şekli, katılan mayanın tipi de viski tadını etkileyen etkenler.

Viski, içeriği bakımından 3 türdür : single malt (%100 arpa maltı), grain (bir miktarı arpa, kalanı diğer tahıllar) ve blended (malt+malt veya malt+grain viskilerin karışımı). Single malt viskilerin, içerisine buz katılmadan, istenirse birkaç damla su ilave edilerek (tadını daha net alabilmek için) içilmesi öneriliyor.

edinburgh scotland iskoçya whisky tour britanya
Viskinin rengi, içinde bulunduğu fıçıya ve yıla göre değişiyor. Dinlenme süresinde viskinin her yıl %2-3 oranında (sıcak iklimlerde daha fazla) kısmı buharlaşıyor. Bu kayıp miktara angels' share (meleklerin payı) deniyor


GENEL BİLGİLER

İskoçya, GMT+0 diliminde yer alıyor. Para birimi pound (ağırlık birimi ile karıştırılmaması için British Pound veya pound sterling olarak da kullanılabiliyor). Trafik soldan akıyor. Prizleri üçlü, Türk tipi fişler ikili kombinasyonlarda çalışabiliyor. Tek biniş otobüs ücreti 1,5 pound, gün boyu ise 4 pound. Biletler otobüs içerisinde temin edilebiliyor. Şehir merkezinden havaalanına dönmek için en ideal yol, Waverley Köprüsü'nden kalkan 100 numaralı otobüsler. Yolculuk yaklaşık 30-40 dakika sürüyor.

Doğranmış sakatatların koyun midesine doldurularak yapılan haggis ünlü bir İskoç yemeği. Birçok restoranda bulmak mümkün. Fudge denen sütlü şekerlemesi de çoğu mağazadan temin edilebiliyor. Kahvaltı için İngiliz kahvaltısı denenebilir. Koyu kek görünümlü black pudding'in domuz bağırsağı ve kanından yapıldığını belirtmek gerek. Daha ekonomik kahvaltı için marketlerden kruvasan, meyve ve kek tarzı yiyecekler alınabilir. Merkezde çokça bulunan Sainsbury's alışveriş merkezleri içerik olarak zengin.

Royal Mile'a yakın Victoria Caddesi üzerinde ve devamındaki Grassmarket bölgesinde çok sayıda restoran bulunuyor. Biraz aşağıda Greyfriars Bobby's bar şehrin en popüler barlarından. Burası adını, sahibi John Gray'in ölümünden sonra her gün mezarını ziyaret eden köpekten alıyor. Barın önünde bu köpeğin heykeli bulunuyor. Köpek ve sahibi, buranın karşısındaki Greyfriars Kirkyard mezarlığına gömülmüş.

İskoç erkekleri törenlerde ve bazı özel günlerde kilt adı verilen etek benzeri bir kıyafet giyiyor. Kiltin tarihi 16. yüzyıla kadar uzanıyor. Bu dönemde ava çıkan erkekler ve Highland askerleri diz kapaklarına kadar uzanan atkı takmaktalarmış. Daha sonraları bu ek parça yerine giyimi daha rahat olan tek bir kıyafet olarak giymeye başlamışlar. Royal Mile üzerinde kilt giyen ve gayda çalan sokak sanatçıları göze çarpacaktır.
Devamını Oku
      edit

5 Kasım 2016 Cumartesi

Kasım 05, 2016 tarihinde, tarafından

Seyahat Yardımcısı : Zanzibar (Tanzanya)

zanzibar stone town afrika

Tanzanya'nın baharat ve deniz turizmi merkezi, Hint okyanusundaki beyaz kumsallı cennet, 'zencilerin sahili' anlamına gelen özerk bölge; Zanzibar.

Adaya ülkemizden aktarmasız uçuş bulunmuyor. Tanzanya'daki Darüsselam veya Kilimanjaro'dan, ya da Katar, Umman, Dubai gibi Arap ülkeleri üzerinden tek aktarma yaparak ana ada olan Unguja'daki Abeid Amani Karume Havaalanı'na varılabilir. Buradan şehir merkezi Stone Town'a taksi, paylaşımlı taksi ve dala-dala adı verilen minibüsler ile ulaşılabiliyor. Konaklama için genellikle adanın uzak kuzey ve güney sahilleri tercih edildiğinden bu bölgelere otelin ayarlayacağı araçlardan fiyat almakta fayda var. Havaalanı taksileri, adadaki en uzak bölgeye yaklaşık 50 dolar fiyat teklif ediyorlar. Tanzanya Şilini ile bu fiyat daha düşük oluyor. Bu nedenle adaya gelmeden önce bir miktar yerel para bulundurmakta veya havaalanından şilin temin etmekte fayda var.

zanzibar stone town afrika
Darüsselam'dan kalkan uçaklar genellikle 10 yolcu kapasiteli, alçaktan uçan uçaklar. Yaklaşık 25 dakikalık bir yolculuğun ardından Zanzibar'a ulaşılıyor

Merkez Stone Town'da en dikkat çeken yapı günümüzde tarih ve kültür müzesi olarak kullanılan Beit el-Ajaib (House of Wonders). Sahil kıyısında yer alan bina, devlet törenlerinin düzenlendiği bir resepsiyon salonu olarak inşa edilmiş. Adadaki elektrik ve su teşkilatının olduğu ilk yapı olması sebebiyle bu ismi almış.

zanzibar stone town afrika beit el-ajaib
Beit el-Ajaib, 2014 yılı sonunda bakıma alınmış ve 2 yılı aşkın bir süredir sadece dışarıdan gözlenebiliyor

Beit el-Ajaib'in bitişiğinde Ngome Kongwe (Arab Fort), tam karşısında ise Forodhani bahçesi yer alıyor. Arab Fort, Portekizlilerin adadaki egemenliğine son veren Ummanlılar tarafından, olası saldırıları engellemek amacıyla inşa edilmiş, daha sonraları hapishane ve kışla olarak kullanılmış. Günümüzde ise restore edilerek açık hava tiyatrosu olarak ziyaretçilere açılmış. İçeride ayrıca çok sayıda el sanatları ve baharat dükkanları, turizm acente büroları yer almakta. Forodhani bahçesi, gündüz küçük sakin bir park iken gün batımının ardından adıyla örtüşecek şekilde (forodhani : gelenek) Swahili, Hint ve Zanzibar yöresel yiyeceklerinin satıldığı bir markete dönüşüyor. Farklı ve ucuz bir akşam yemeği denemek için güzel bir alternatif.

zanzibar stone town afrika forodhani gardens ngome kongwe
Forodhani bahçesi ve arka kısımda Ngome Kongwe. Bahçenin ortasındaki bu podyum, sultan askeri bandosunun topluluğa müzik dinletisi yaptığı yer olarak kullanılmış

Zanzibar'ın tarihinde kötü bir ün bulunuyor : köle ticareti. Yakın tarihimize kadar, Afrika'nın çeşitli yerlerinden toplanan köleler buradan çeşitli ülkelere satılmaktaymış. Bu köleliğin izlerinin görülebildiği en önemli yer Stone Town'daki Tarihi Köle Pazarı. Beit el-Ajaib'in birkaç blok arkasında bulunuyor. Giriş ücreti 5 dolar ya da 7,000 Tanzanya Şilini. Bir rehber eşliğinde, içerideki zindanlar ve Anglikan Katedrali gezilebiliyor. Dar ve havasız zindanlarda köleler günlerce aç ve susuz bırakılarak dayanıklılık testinden geçirilmekteymiş. 19. yüzyılda köle marketi kapatıldıktan hemen sonra, Hristiyan misyonerler tarafından satın alınarak içine katedral inşa edilmiş. Katedralin hemen bitişiğindeki çukurun içinde, birbirlerinin boyunlarına zincirle bağlanmış kadın-erkek-genç-yaşlı her kesimden kölelik mağdurlarına ithafen dikilmiş beş köle heykeli bulunuyor.

zanzibar stone town afrika slave market anglican church
Bölgedeki görevli tur rehberi ayrıca para istemiyor, dileyen bahşiş verebiliyor

Bazı iddialara göre Zanzibar'da köleliğin izlerinin günümüze kadar yansıdığı diğer bir yer ise St. Monica pansiyonunun bodrum katı. Soğuk, rutubetli dar pencereli odalarda onlarca kölenin zincire vurulu şekilde bulunduğu söyleniyor. Diğer bir görüş ise burasının köleliğin kaldırılmasından daha sonra inşa edildiği yönünde.

Zanzibar'da köleliğin sonlandırılmasında, batılılara yaptığı konuşmalarla büyük pay sahibi olan İskoç misyoner/kaşif David Livingstone adada saygıyla anılmakta. Ölümünün ardından iç organlarının gömüldüğü yerdeki ağaç, Anglikan Katedrali'ndeki çarmıhta kullanılmış. Ayrıca son keşfini yapmak için çıktığı Zanzibar'daki ev, Livingstone Evi olarak bilinmekte, günümüzde turizm ofisi olarak kullanılmakta.

Adanın yetiştirdiği ünlü bir isim de var : Farrokh Bulsara, bilinen adıyla Freddie Mercury. Queen grubunun efsanevi sesinin doğduğu söylenen ev Stone Town'da, Arab Fort yakınlarında yer alıyor ancak dışarısından fotoğraf çekmek dışında bir özelliği bulunmuyor.

zanzibar stone town afrika freddie mercury queen
Bulsara ailesi birçok kez ev değiştirdiğinden yerel halka sorulduğunda farklı evler gösterilebiliyor

Stone Town'ı meşhur kılan özelliklerinden biri de, bölgeye adını da veren tarihi taş evleri ve dar ara sokakları. Yerel halkın arasında sokaklarda yürümek, evlerin çoğundaki tahta kapılardaki sanatsal süslemeleri görmek gerek. Bölge, uzun süre Arap, Afrika ve Hintlilerin etkisinde kaldığından evler de bu kültürleri yansıtıyor. Balkonlu evler genellikle Hint kültürüne ait. Hint kültürünü yansıtan diğer bir farklılık kapılarda kendini belli ediyor. Ülkelerindeki fil tehlikelerinden korunma güdüsünden dolayı burada da sivri oymalı işlemeler tercih etmişler.

zanzibar stone town afrika streets
Bazı sokak aralarında dükkanlarda Afrika'ya özgü hediyelik eşyalar (maskeler, resimler, kıyafetler ve Afrika'nın meşhur bao oyunu) bulmak mümkün. Ayrıca şeker kamışı suyu satıcıları da civarda sıkça görülebiliyor

Stone Town içerisinde gezilebilecek daha birçok müze ve tarihi yapı bulunuyor. Peace Memorial Museum (Beit El Amani)Palace Museum (Beit al-Sahel), Hamamni BathsSaint Joseph's Katedrali bunlardan bazıları. Adanın müslüman yoğunluklu olması sebebiyle birçok cami de gezi rotası içerisinde yer alabilir. Ayrıca Stone Town'a nispeten uzak bazı bölgelere günlük turlar düzenleniyor. Baharat turları en yaygınlarından. Afrika'nın en eski baharat üretim yerlerinden olan Zanibar'da tarçın, zerdeçal, karanfil, karabiber üretiminin yapıldığı yerler için rehberli turlara katılınabilir. İçerisinde kırmızı colobus maymunlarına ve mangrov ağaçlarına sıkça rastlanan Jozani Orman turu, Jozani ormanı yakınlarındaki kelebek merkezi gezisi, eskiden mahkumların ve kölelerin tutulduğu, günümüzde dev kara kaplumbağaları ile ünlü Prison Adası turu, güneyde yunusları rahat gözlemlemek için düzenlenen dalgıçlık turu vakti olanların deneyebileceği aktiviteler arasında üst sıralarda yer alıyor.

Şüphesiz, Zanzibar'a gelmenin asıl amacı tropikal ikliminden faydalanıp sakin ve keyifli bir deniz keyfi yaşamak. Bembeyaz kumsallara sahip adada konaklanabilecek çok fazla alternatif bulunuyor. Kuzeyde Nungwi ve Kendwa, kuzey doğuda Matemwe ve Kiwengwa, doğuda Bwejuu ve Paje, güneyde Kizimkazi sahilleri oldukça popüler.

zanzibar stone town afrika beach pingwe
Doğudaki Pingwe sahili az bilinen eşsiz güzelliklerden

Zanzibar'da denizin tadını çıkarırken gelgit olaylarına dikkat etmek gerekiyor. Günde iki kez, farklı saat dilimlerinde meydana gelen gel-gitlerin güncel takvimi için internette "tide schedule zanzibar" şeklinde arama yaparak tatil planını gözden geçirmekte vermekte fayda var. Denizin çekildiği zamanlarda ortaya çıkan görüntü, deniz canlıları görülmeye değer. Bu sırada denizden taş ve canlıları toplayan yerel insanları, avlanan kuşları görmek de mümkün.

Her ne kadar Zanzibar denince akla sadece Unguja kara parçası gelse de kuzey ada bölgesi Pemba da Zanzibar içerisinde yer alıyor. Burası Zanzibar'ın baharat üretiminin çoğunluğunun yapıldığı ve derin çukurları sebebiyle birçok dalış bölgesine sahip bol yeşilli bir ada. Unguja'ya nispeten çok daha sakin bir yerleşim yeri olan Pemba'ya Darüsselam'dan veya Unguja'dan feribot ve uçakla ulaşılabilir.


GENEL TARİH

İlk olarak Araplar tarafından keşfedildiği bilinen Zanzibar, 16 ve 17. yüzyıllarda Portekizlilerin egemenliğine geçmiş. Ardından tekrar Arap (Umman) hakimiyeti altına girerek önemli bir konuma gelmiş ve adadaki birçok tarihi eser bu dönemde inşa edilmiş. Hükümdar Said bin Sultan'ın ölümünün ardından ada 19. yüzyılda İngilizlerin himayesine geçmiş. Bu sürede Hint tüccarların da ilgisini çeken Zanzibar, çok sayıda Hint esere de sahip olmuş. 1961'de dönemin Arap yoğunluklu Tanganika Cumhuriyeti'ne bağımsızlık verilmesinin ardından 1963'te kısa bir süre Tanganika'ya bağlanmış. 1964'deki Afrikalı yerel devrimciler tarafından başlatılan Zanzibar Devrimi'nin ardından hükümet devrilmiş ve ada özerk bir konuma kavuşmuş.
Devrimin ardından Tanganika ve Zanzibar, Tanzanya adı altında tek bir devlet olarak hüküm sürmekte, Zanzibar kısmı hariç ülkenin kalanı halen Tanganika olarak da bilinmekte.

zanzibar stone town afrika

Devamını Oku
      edit

30 Ağustos 2016 Salı

Ağustos 30, 2016 tarihinde, tarafından

Seyahat Yardımcısı : Darüsselam (Tanzanya)

daressalaam tanzania tanzanya africa afrika

Ülkenin en kalabalık şehri, Hint Okyanusu kenarındaki ekonomik merkez, 'huzur mekanı' anlamına gelen eski başkent : Darüsselam.


Şehir, turistik olarak çok gelişmiş sayılmaz. Genellikle Türkiye - Zanzibar Adası gezilerinde bir ara durak olarak tercih ediliyor. İstanbul'dan Darüsselam'a aktarmasız uçuşlar bulunuyor. Tanzanya hakkında faydalı olabilecek bilgiler için şuradaki adrese bakılabilir.


Havaalanından şehir merkezine otobüslerle veya taksi ile ulaşılıyor. Otobüsler, havaalanının 500 metre kadar dışında, ana yol kenarında yer alıyor. Fiyatı oldukça makul; yaklaşık 200 Tanzanya şilini. Elde valizlerle yol kenarında otobüs beklemek pek makul olmazsa taksi diğer bir seçenek. Taksiler, alternatifi az olduğu için buradan şehir merkezine, şehir merkezinden havaalanına istedikleri ücretin neredeyse iki katını (60,000 Tanzanya şilini) isteyebiliyorlar ve bunun sabit fiyat olduğunu söylüyorlar. Biraz pazarlık yaparak fiyat düşürülmeli. Bunun yerine, kalınacak otel ile iletişime geçerek bir araç ayarlamalarını sağlamakta fayda var. Otobüsle yaklaşık 45, taksiyle yarım saatlik bir yolcuğun ardından şehir merkezine varılabiliyor.


Darüsselam'da fazla turistik bir yer yok. Gezilecek yerleri de çoğunlukla yürüme mesafesinde. Biraz uzak yerler için tuktuk (yerliler bajaj diyorlar) kiralanabilir. Dala-dala denen minibüslerle de merkezi yerlere gidilebiliyor. En bilinen yerleri ulusal müzesi ve sahil şeridi.

daressalaam tanzania darüsselam

Darüsselam Ulusal Müzesi, Tanzanya'daki beş ulusal müzeden bir tanesi. Birleşik Krallık eski hükümdarı 5. George'un anısına yaptırılmış bir anıt müze iken zamanla genişleyerek ülke tarihine ait eserler içermeye başlamış. İki ayrı binadan ve bu binalar arasında (bir tanesinin 5. George'a ait olduğu) eski araba koleksiyonundan oluşuyor. Eski dönemlere ait insan kemikleri ve çeşitli tarihi fotoğraflara sıkça rastlanıyor. Yetişkinler için giriş ücreti 6,500 Tanzanya şilini. Müze 9.30 - 18.00 saatleri arasında açık. Botanik bahçeye çok yakın. Gelmişken vakti olanlar bu bahçeyi de gezebilirler.

Şehirde bir başka ulusal müze Darüsselam Köy Müzesi, Tanzanya'nın farklı kültürlere sahip yerel halkının evlerinden oluşuyor. Merkezden biraz uzakta olduğundan araçla gitmek daha uygun olacaktır.

daressalaam tanzania darüsselam

Şehirde yapılabilecek diğer bir aktivite, kıyı şeridi boyunca yürüyerek sahile ulaşmak. Yol kenarlarında mutfak gereçleri, şapka-penye, meyve ve türlü türlü balık satıcılarına rastlanabilmektedir. Sahilin çok temiz olduğu söylenemez.


Şehirdeki günlük yaşama daha yakından tanıklık etmek için de merkezdeki kent pazarlarına gidilebilir. Bunlardan en meşhuru Kariakoo bölgesinde yer alıyor. Açık alanında meyve-sebze satıcılarından papaya ve kırmızı muz gibi, bölgede çokça bulunan yiyecekler alınabilir. Marketin kapalı kısmında ise baharatların, bakliyatların  satıldığı dükkanlar bulunuyor. Market çevresinde, kullanılmış şarj aletleri, pil ve bilgisayarlar için antivirüs cd'si gibi ilginç ürünler satan satıcılarla da karşılaşılabiliyor.

Darüsselam gezisi için bir gün yeterli olacaktır. Vakit ayırıp şehirdeki diğer önemli yerlerden, Birinci Dünya Savaşı'nda mücadele etmiş askari askerleri (sömürge ordularındaki yerel askerler) anısına yapılmış Askari Anıtı (Askari Monument) ve sahil şeridinde bulunan St. Joseph's Katedrali de gezilebilir. Jamhuri Caddesi'nde ise yemek yenebilecek güzel restoranlar bulunuyor.
Devamını Oku
      edit

28 Ağustos 2016 Pazar

Ağustos 28, 2016 tarihinde, tarafından

Seyahat Yardımcısı : Tarangire, Serengeti ve Ngorongoro

serengeti africa afrika

Afrika'nın vahşi hayvan belgesellerinin en önemli adresleri, doğal yaşamın en net gözlemlenebildiği "sonsuz düzlük" Serengeti Milli Parkı, Ngorongoro Koruma Alanı ve diğer önemli bir park Tarangire.

Tanzanya'daki bu turlar ülkenin kuzeyindeki Arusha şehrinden başlıyor. Tanzanya gezisi, bu gezide safari turu ayarlamak ve diğer gerekebilecek bilgiler için şuradaki adrese göz atılabilir.

Arusha'da sabah erken saatlerde araçların hareket ettiği merkez alanda toplanmanın ardından, akşamları çadır kamplarında kalınacak şekilde ayarlanmışsa gıda ve masa - çadır malzemeleri gibi gerekli eşyaların temini için görevliler kısa bir market alışverişi yapıyor. Toplanma bölgesine birçok seyyar satıcı da resim, şapka, kolye gibi çeşitli ürünlerini satmaya çalışıyor. Tur süresince şehirden uzakta vakit geçirileceğinden buradaki satıcılardan hediyelik eşya alınabilir, marketinden kişisel gıda takviyeleri yapılabilir.

Park girişleri ücretli, turlar genellikle bu ücretleri içeren fiyat sunduklarından gerekli bilet işlemlerini kendileri hallediyorlar.


TARANGİRE

tarangire africa afrika

Tanzanya'daki en büyük 6. park ve Arusha'ya en yakın olanlarından. Yaklaşık 120 km'lik bir yolculuğun ardından parka ulaşılıyor. Dev boğa antilobu (giant eland), gnu antilobu (wildebeest), deve kuşu, impala, fil, zürafa, zebra bu bölgede sıkça karşılaşılan hayvanlar. Tarangire parkında yarım günlük bir tur yeterli olacaktır.

Tangarie'ye çok yakın konumda yer alan Manyara Gölü de vakti olanların görmesi gereken bir doğa parkı. Buradaki mavi maymunlar ve flamingolar en çok ilgi çeken hayvanlar.

MAASAİ KÖYLERİ

maasai serengeti africa afrika

Maasai'ler, çoğunlukla güney Kenya'da ve kuzey Tanzanya'da bulunan göçebe yerel halk. Enkang adı verilen küçük köylerde, etrafını çitlerle kapatarak korudukları 10-20 kadar ailenin bulunduğu koloniler halinde yaşıyorlar. Elektrikleri yok, suyu çok uzaklardan getiriyorlar. Ağaç parçaları, toprak ve hayvan gübresiyle yaptıkları 2-3 metrekarelik kısa ömürlü evlerde (Maasai dilinde enkaji) ateş ocağı, yatak ve depo bölmesi bulunuyor. 

Maasai'ler, shuka adı verilen kırmızı renkli kıyafet giyiyorlar. Besledikleri hayvanlar en önemli geçim kaynakları. Erkekler, gün içinde kilometrelerce yol yürüyüp hayvanları beslemekte, su ve diğer gıda temininde çalışıyorlar. Evlerinin vahşi hayvanlarca saldırılardan korunması da erkeklerin bir diğer görevi. Kadınlar ise evlerin yapımıyla ve yemek pişirme işleriyle ilgileniyorlar. Maasai'ler karınlarını doyurmak için genellikle sabahları hayvan kanı ile karıştırılmış süt içiyorlar, akşamları ise et yiyorlar. Bir erkeğin birden fazla karısı olabiliyor. Çocuklar annelerinin yanında kalırken erkek herhangi bir karısının evinde geceyi geçiriyor.

Çoğunluğunun okuma-yazma bilmediği Maasai'ler, günümüzde ilköğretim seviyesinde ücretsiz eğitimden yararlanabildiklerinden uzun yürüyüşler ile okullarına gidiyorlar. Erkek çocuklar, kendilerini ispat edip büyüklerin yaptığı işleri yapabilmek için ergenlik döneminde kabilelerine kendilerini ispat etmeye çalışıyorlar. Maasai'lerin yaşadığı yerlerde siyah giyimli, ellerinde mızraklı bu gençler çokça görülebilecektir.

maasai village serengeti africa afrika
Maasai'ler günümüzde okul öncesi eğitime de önem veriyor

Maasai'ler, köylerine gelen turistler olunca küçük bir karşılama gösterisi yapıyorlar. Ardından turistlerin her biri, İngilizce bilen birer Maasai tarafından karşılanarak ayrı ayrı ev gezmesine götürülüyor. Burada günlük yaşantıları hakkında bilgiler veriyorlar, turistlerin sorularını cevaplıyorlar. Bilgilendirmenin ardından yerel halk tarafından yapılan kolye, süs eşyası gibi çeşitli ürünlerini satıyorlar. Kazandıkları parayla su temin ettiklerini ve kıyafet aldıklarını belirtiyorlar.


SERENGETİ MİLLİ PARKI

serengeti africa afrika

Envai çeşit hayvanın bulunduğu, arabayla günlerce gezilse yine de bitmeyecek bir park burası. Leopar, sırtlan, gergedan, bufalo, çita, çakal, aslan, fil, zebra, tomson ceylanı, grant ceylanı, babun, yaban domuzu, devekuşu, gergedan, kartal.. kısaca Afrika kıtasında yaşayan bütün hayvanları burada görebilmek mümkün. Ancak şunu belirtmek gerekir ki belgesellerdeki gibi bir kovalama sahnesine tanık olabilmek, turistlere izin verilen güzergahlarda çok sık karşılaşılan bir durum değil.


NGORONGORO KORUMA ALANI

ngorongoro conservation area africa afrika

Serengeti'ye çok yakın konumda yer alıyor. Bu nedenle safari turları genellikle Serengeti ile birlikte burayı da kapsıyor. Alan, Krater Dağları içerisinde yer alıyor. Bölgedeki volkanik faaliyetler sonrasında oluşmuş geniş bir krater çevresinde çok sayıda hayvan doğal yaşamını sürdürüyor.

Serengeti sonrası gece kalma için krater bölgesinden yaklaşık 600 metre yukarıda bulunan çadır kampı (veya otel) alanına geçiliyor. Bölge yüksekte olduğundan hangi mevsim olursa olsun gece ve sabah erken saatlerde bölgenin çok soğuk olduğunu akılda bulundurmak, buna göre kıyafet getirmekte fayda var. Bölgede turlar gün doğumundan önce başlıyor. Dolambaçlı yollardan geçerek krater bölgesine ulaşılıyor. Burada da gergedan, bufalo, antilop, devekuşu, çakal, zebra, pelikan gibi Serengeti'de görülebilecek hemen hemen her hayvan bulunuyor. Ngorongoro'da daha fazla su birikintisi bulunuyor, bu nedenle suyu seven canlılara daha sık rastlanıyor.

tents africa afrika
Çadır kamplarında kalanların sürpriz misafirleri de oluyor


Vahşi doğayı yerinde takip etmek için Tanzanya sınırı içerisindeki bu parklar turistlerin ilk tercihleri arasında yer alıyor. Afrika'nın bu eşsiz doğa harikalarını Tanzanya haricinde Kenya'da, Uganda'da, Zambiya'da ve Zimbabve'de de görmek mümkün. Tanzanya için söylemek gerekirse Ocak - Nisan ayları bu bölgenin daha çok göç aldığı dönem. Haziran - Ekim arasında ise Kenya'da daha çok hayvana rastlamak mümkün.

Hangi zamanda hangi parka gidilirse gidilsin, sabah erken saatlerde yol alıp gün doğumuna tanık olmak huzur verici bir deneyim olacaktır.

sunrise africa afrika

Devamını Oku
      edit

13 Ağustos 2016 Cumartesi

Ağustos 13, 2016 tarihinde, tarafından

Seyahat Yardımcısı : Tanzanya

zanzibar tanzanya jambo safari

Afrika'nın doğusunda, Hint Okyanusu kıyısında bulunan, Tanganika Cumhuriyeti ve Zanzibar'ın birleşmesiyle kurulmuş doğa harikası güzelliklere sahip ülke : Tanzanya.

İstanbul'dan Darüsselam ve Kilimanjaro'daki havaalanlarına yaklaşık 7 saat süren aktarmasız uçuşlar bulunuyor. Bu havaalanlarından Zanzibar adasına gitmek için Darüsselam, safari turu için ise Kilimanjaro ulaşım açısından daha uygun olacaktır. Türk turistlere kapıda vize uygulaması bulunuyor. Vize işlemleri için havaalanına geldikten sonra "I need visa" tabelasındaki gişedeki görevliye pasaport ve uçakta dolurulan formlardan pasaport bilgilerini içereni teslim edilip 50$'lık vize ücreti ödeniyor. Ardından başka bir görevlinin fotoğraf çekip vizeyi bastırıp pasaporta yapıştırmasıyla Tanzanya'ya giriş hakkı elde edilmiş oluyor. İşlemler sonrasında "I have visa" tabelasının oradaki güvenlik kontrolünden geçip uçakta doldurulan diğer formu teslim edip parmak izi vererek ülkeye giriş yapılabiliyor.

Ülkeye gelmeden aşı yaptırmak zorunlu değil. Yine de tedbiri elden bırakmamak için, Türkiye'deki herhangi bir Seyahat Sağlığı Merkezi'nden randevu alarak sarı humma aşısı vurulabilir, gerekli bilgiler alınabilir. Sarı humma aşısı ücretsiz olarak yapılmaktadır. Aşı vurulduktan sonra doktor tarafından verilen aşı karnesini Tanzanya'ya götürmekte fayda bulunuyor. Aşı haricinde, sıtma için doktordan alınacak reçete ile yaklaşık 4 hafta boyunca kullanılacak bir ilaç da eczanelerden alınabilir. Seyahatten 2 gün önce ilaca başlayınca etkisini göstereceği belirtiliyor.

Tanzanya gezisinin turistler açısından iki cezbedici yanı bulunuyor. Birincisi, ülke  sınırları içerisinde yer alan meşhur Serengeti düzlükleri, diğeri de Zanzibar adası. Safari için tek günlükten başlayıp birkaç hafta sürebilen çeşitli turlara katılmak gerekiyor. 

serengeti safari tanzanya
Turlar, bölgeye yakın Arusha şehrinden başlayarak, çoğunluğunun Toyota Landcruser olduğu 4x4 araçlarla gerçekleştiriliyor. Turlar haricinde Safari bölgesine girmeye izin verilmiyor. Araçtan inmek de yasak

Tur içerikleri, fiyatlar ve rezervasyon işlemleri için safaribookings adresine bakılabilir. Buradan seçilecek tur için tur yetkilisiyle e-posta üzerinden iletişime geçip gezilecek yerler, araçtaki yolcu sayısı, kalınacak ev tipi, havaalanından karşılama gibi içerikler özelleştirebilir. Tur içeriğine bir Masai köyü gezisi eklemek de bu tercihler içerisinde sayılabilir. Yetkili ile anlaştıktan sonra turu garantilemek için çoğunlukla bir miktar kapora ödemek gerekiyor. Bu konuda herhangi bir sıkıntı yaşanmayacaktır. Arusha şehrine geldikten sonra da tur bulmak mümkündür, ancak turu önceden ayarlamakta fayda var.

Bölgeyi daha rahat gezebilmek için en az 2 günlük turlardan ayarlamak gerek. Tur içeriğine konaklama ve yemek de dahil.  Konaklama için otel veya çadır tercih edilebilmekte. Çadırlar, özel kamp bölgelerinde yer almakta ve oldukça güvenli. Yemek için restoranlar yok. Konaklama bölgelerinde bulunan mutfaklarda yemek saatlerinde her turun görevlendirdiği aşçı, pişirdiği öğle/akşam yemeğini ve hazırladığı kahvaltıyı müşterilerine sunmakta. Bunun için her araçta yemek malzemeleri, içecekler, masa ve çadır yer alıyor. Tur aşçısı, Arusha'dan safari bölgesine yapılan yolculukta araçta yolculara eşlik ediyor.

serengeti safari yemek tanzanya
 Tur yemekleri oldukça lezzetli ve doyurucudur

Safari bölgesi olarak turistlerin ilk tercihi Serengeti. Bunun haricince Ngorongoro krateri ve Tarangire Milli Parkı da çok sayıda turist çeken bölgeler. Birkaç günlük turlar Serengeti dışında bu bölgeleri de içermektedir.

Safari bölgesinde turistlerin yanında dürbün (x10 yeterli), güneş kremi, sinek kovucu ve geceleri için el feneri bulundurması kesinlikle tavsiye ediliyor. Çadırda konaklamalarda kamp bölgesinde tuvalet ve ılık duş imkanı bulunuyor ancak havlu, sabun ve şampuan da getirmek gerek. Parklarda telefonlar hemen hemen her bölgede çekiyor.

Safari süresince araçtan inmeye izin verilmiyor. Geniş düzlüklerde araç içinde ilerlerken bir hayvana rastlandığında araç duruyor ve pencereden veya aracın açılabilir tavanından bu hayvanları seyretme imkanı elde ediliyor. Safari araçlarının lastikleri bölge koşullarına çoğunlukla dayanamayıp patlıyor. Ancak bu lastik değiştirme sırasında araçtan inerek fazla uzaklaşmadan etraf gezilebiliyor.

Şoförler, bir hayvan gördüklerinde yakındaki araçlara telsizle bildiriyor, diğer araçları da yanlarına çekiyorlar. Bunun dışında etrafı iyi bilen, keskin gözleri olan şoföre denk gelmek şans işi. 

Safari sonunda şoför ve aşçı için, sunulan hizmetin kalitesine göre bir miktar bahşiş de ödeniyor.

serengeti hayvanlar animals tanzanya
Serengeti içerisine görülebilecek hayvanlardan bazıları : aslan, leopar, ceylan, impala, su aygırı, zürafa, zebra, timsah, gergedan ve çeşitli kuşlar


Zanzibar ise bir tatil adası. Burası denize girmek ve dinlenmek için tercih ediliyor. Adanın birçok noktasında yer alan uygun fiyatlı kıyı otellerinde oldukça sakin ve keyifli bir tatil geçirilebilir.

zanzibar tanzanya


TANZANYA HAKKINDA KISA BİLGİLER

Ülkenin para birimi Tanzanya şilini. Dolar da birçok yerde geçiyor ancak şilin olarak yapılan alışverişler daha ekonomik olacaktır. Yaklaşık 2200 şilin 1 dolara denk gelmektedir. 

Resmi dil Svahili, ülke genelinde en çok kullanılan dil. Bunun haricinde yerel halk genelllikle İngilizce bilmiyor. Jambo (Selam) ve Karibu (Hoşgeldiniz), turistlerle iletişime geçmek isteyen yerlilerin en sık kullandığı sözcükler. 

Ülkede trafik soldan akmaktadır.

Ülkede 3 girişli prizler bulunmakta, ancak Türk tipi fişler bu prizlerde sorunsuz çalışmaktadır.
Devamını Oku
      edit

30 Nisan 2016 Cumartesi

Nisan 30, 2016 tarihinde, tarafından

Seyahat Yardımcısı : Amritsar (Hindistan)

Amritsar Golden Temple India Hindistan Sri Harmandir Sahib

Pencap eyaletinin Hindistan sınırlarında kalan şehri, Sihizmin merkezi ; Amritsar, eski adıyla: Ramdaspur.

Havayolu ile Sri Guru Ram Dass Jee Havalimanı'ndan veya tren/şoförlü kiralık araçlarla Delhi ve Varanasi gibi merkezi şehirlerden Amritsar'a ulaşılabiliyor. Şehrin merkezine ise çok sayıda ön ödemeli, 'paylaşımlı taksi' kalkıyor.

Şehirde görülecek en önemli yer, Sri Harmandir Sahib tapınağının (veya Sri Darbar Sahib, yani Tanrı'nın İkamet Yeri) bulunduğu kompleks. İçerisindeki tapınak, Sih'lerin 'gurdwara' denilen ibadet yerlerinden en kutsal olanı. Sih'lerin 10 guru'sundan (usta, öğretici. İlk guru Nanak'tan sonra gelenlere kısaca 'nanak' da deniliyor) beşincisi Guru Arjan Sahib tarafından, tüm Sih'ler için ortak bir ibadet alanı olması için tasarlanmış. Guru, Sih'lerin hoşgörüsünün bir göstergesi olarak da ilk taşını müslüman Miyân Mîr Muhammed'e koydurmuş.

Tapınak, Amrit Sarovar (Nektar Havuzu) denilen gölet üzerine kurulu. Gölet, dördüncü Guru Ramdas Sahib tarafından oluşturulmuş, beşinci Guru Arjan Sahib tarafından da genişletilmiş. Çoğunluğu Pakistan sınırları içerisinde yer alan Ravi Nehri'nden beslenecek kanallar inşa edildikten sonra buranın tam ortasına Sri Harmandir Sahib inşa edilmiş, bir süre sonra iç kısmı mermerle, dış kısmı da altınla kaplanmış. Bu altın kaplama nedeniyle Sri Harmandir Sahib, 'Altın Tapınak' olarak da biliniyor. Altın Tapınağa gölet üzerindeki yoldan ulaşılmakta. Bu yolun ruhun ölümden sonraki yolculuğu sembolize ettiği söyleniyor. Tapınağa girebilmek için bu yolda uzun süre sıra beklemek gerekiyor.

Amritsar Golden Temple India Hindistan Sri Harmandir Sahib
Amrit Sarovar'ın oluşumu sırasında çevresinde kurulan Amritsar, adını bu göletten almaktadır

Tapınağın dört tarafında da giriş bulunuyor. Bunun dünyanın dört bir yanındaki, her kültürden insanlara açık olduğunun göstergesi olduğu belirtiliyor. Tapınağın içerisinde Sih'ler ibadetlerini gerçekleştiriyor. İçeride bulunan merdivenlerden bir üst kata, ardından da teras katına çıkılabiliyor. Her katta bir din görevlisi kutsal kitaptan bazı kısımları okuyor. Tapınak çıkışında görevliler gölden aldıkları suları ziyaretçilerin eline döküyor.

Komplekste Altın Tapınak haricinde birçok yapı daha göze çarpacaktır. Sih'lerin beş takhatından (Sih otoritelerinin tahtı) biri olan Akal Takhat (ebedi tanrının tahtı), Sih'lerin politik egemenliğinin sembolü olarak biliniyor. Tapınak manevi rehberliği, Akal Takhat ise adalet dağıtımını sembolize ediyor. On birinci ve sonuncu guru olarak bilinen, Sihizmin kutsal kitabı Guru Granth Sahib her sabah buradan alınarak altın bir tahtırevan üzerinde Altın Tapınağın içerisine taşınıyor, duaların ardından akşam üstü tekrar Akal Takhat'a getiriliyor. Geri götürüldükten sonra da tapınağın içerisi kovalarca süt ile yıkanarak temizleniyor.

Akal Takhat önünde, tapınaktan çıkanlar için Hindistan'ın meşhur irmik helvasının bir çeşidi olan 'kada prasad' servis ediliyor. Bunun haricinde bir gelenek olarak, 10 rupiye bilet karşılığı alınabilen, yapraktan yapılma bir kase içerisinde konmuş helvanın, az ilerideki masaya götürülerek sembolik bir miktarı bağışlanıyor.

Amritsar Golden Temple India Hindistan Sri Harmandir Sahib

Hindistan'ın üçüncü başkanı Indira Gandi'nin emriyle, kompleks üzerinde kontrolü sağlamak, buradaki askeri oluşumu dağıtmak için Hint ordusu tarafından düzenlenen operasyonda (Operation Blue Star) birçok kişi yaşamını yitirmiş, Akal Takhat büyük hasar görmüş. Kutsal yerlerine olan bu saldırı sonrasında ise başkan Sih korumaları tarafından öldürülmüştür.

Kompleks içerisinde yer alan diğer bir önemli yer de Guru Ka Langar (Tanrının Mutfağı). Sihlerin gurdwara'larında, tüm ziyaretçileri için ücretsiz olarak yemek sunulan yerleri (langar) bulunuyor ve Guru Ka Langar günde ortalama 40 bin, özel günlerde ise 200 bin kişiye yemek verebilecek kapasitede muazzam bir yer. Mutfak girişinden alınan bir tepsi ile üst kattaki yemekhaneye geçip yere sıralanan insanlar, kendilerine sunulan yemekleri yiyorlar.

Amritsar Golden Temple India Hindistan Sri Harmandir Sahib
Guru Ka Langar'da, herkesin yiyebilmesi için vejetaryen yemek çıkıyor. Aralarda dolaşan görevliler, ekmek ve su servisinin yanı sıra, yemekleri bitenlere ilave yapıyor. Tamamen ücretsiz olarak gerçekleştirilen bu etkinliğe dış kısımlarda bulunan yardım kutularına para atarak destek olunabiliyor

Amritsar Golden Temple India Hindistan Sri Harmandir Sahib
Guru Ka Langar'da yüzlerce insan yemek yapımında ve bulaşık yıkamada çalışıyor

Bu misafirperverlik ve ikramlar kompleks genelinde de sürüyor. Her köşebaşında yer alan bölmelerde görevliler ziyaretçilere kap içerisinde su servisi yapıyorlar. Kalacak yerleri olmayanlar için de ücretsiz konaklama sunulan yurtlar bulunuyor.

Kompleks içerisine erkek-kadın fark etmeksizin başta örtü olmadan (pagri ya da dastar olarak biliniyor) girilmeye izin verilmiyor. Bu yüzden girişte dağıtılan bez parçası kafaya geçirilebilir veya dışarıdaki dükkanlardan 10-100 rupi aralığında değişen çeşitli bezler sardırılarak içeriye giriş yapılabilir. Altın Tapınak'a ayakkabı, çorap ve çanta ile de girilemiyor. Ayakkabı ve çantalar için dış kısımda görevliler tarafından işletilen ücretsiz odalar bulunuyor. Fiş karşılığında eşyalar buraya bırakılabiliyor. Kompleks girişinde bulunan ufak su birikintilerinde ayaklar yıkanarak içeriye giriliyor.

Hindistan'da ergenlik çağına girmiş tüm erkek Sih'lerin dastar takmaları gerekiyor. Sihizm'in kurucusu Guru Nanak Dev'den beridir bu gelenek sürüyor. Dastar temel olarak 3 farklı rengi bulunuyor: beyaz, mavi ve turuncu. Çoğu Sih turuncu olanını tercih ediyor. Bu renk bilgeliği temsil ediyor. Mavi renk savaşçılığı ve koruyuculuğu temsil ediyor ve daha çok din görevlileri ve Gyani'ler (Ardās ve Kirtan gibi törenlere liderlik eden kişiler) tarafından giyiliyor. Beyaz olan ise insan aurasını (bedeni sarmalayan elektromanyetik alan) güçlendirdiği gerekçesiyle tercih ediliyor. Siyah renk de diğer bir yaygın renk ve daha çok gençler tarafından giyiliyor. Kadınlar bu türbana ek olarak chuni veya dupatta adı verilen eşarp örtünüyorlar. 
Kadın-erkek tüm Sih'ler saç ve sakal da dahil olmak üzere vücutlarını tıraş etmiyorlar. Bu kılların, tanrının bir hediyesi olduğunu, bu hediyeyi kesmeyerek saygılarını gösterdiklerine inanıyorlar. Türban giyerek bu uzun saçlarını da temiz tutmuş ve kapatmış oluyorlar. Ayrıca bu örtünmenin tanrıya olan saygılarını gösterdiğine inanıyorlar.

Amritsar Golden Temple India Hindistan Sri Harmandir Sahib
Kompleks içerisini sürekli temiz tutuluyor. İnsanlar, gölden kovalarla aldıkları sularla çevreleri yıkıyor ve ardından süpürüyorlar. Kompleks gece yarısı düzenlenen temizlik törenleri haricinde her zaman açık

Amritsar'a gelince görülmesi gereken diğer bir etkinlik ise Pakistan'ın Lahor şehri sınırındaki Wagah sınır kapısında, akşam üzeri (gün batımından yaklaşık bir saat önce) gerçekleştirilen askeri güç gösterileri. İki ülke askerleri (Hint sınır güvenlik kuvvetleri - BSF ve Pakistan Korucuları - PR), istisnasız her akşam burada yere sert adımlarla vurarak, sınıra yaklaşıp kollarını kaldırarak ve hoparlörlerden çalınan marşlarla birbirlerine gözdağı veriyorlar. Gösterileri izleyen Hint ve Pakistan taraflarının seyircileri bu hareketler sırasında coşkuyla alkışlayarak askerlerinin gösterilerini destekliyorlar.

Yaklaşık 1 saat süren gösteri sonunda sınır kapısı açılarak askerler kendi ülke bayraklarını indiriyor, pek samimi olmayan bir tokalaşmanın ardından kapılar tekrar kapanıyor. 

wagah border amritsar lahor india pakistan hindistan
Gösterilerin yapıldığı ilk yıllarda iyi niyet göstergesi olarak düzenlenen bu gösteri, yıllar geçtikçe daha agresif bir şekle bürünmüş. Gösteriler ücretsiz olarak izlenebiliyor

Wagah sınırına Amritsar merkezinden taksilerle 50 dakikalık bir yolculuğun ardından ulaşılabiliyor. Araçtan indikten sonra birkaç kez pasaport kontrolü ve üst aramasının ardından gösterilerin yapılacağı bölgeye varılıyor. Turistler, gösteriyi yabancılar için ayırılmış daha merkezi bir bölgeden izliyorlar.

Sınır gösterilerine sırt çantaları sokulmuyor.  Çantalar, arabaların park ettiği bölgede bulunan emanetçiye 100 rupi gibi bir ücret ödeyerek bırakılabiliyor. Bu bölgedeki bazı çocuklar, gösterilere gelen ziyaretçilerin yüzlerini, el veya kollarını Hint bayrağı ile boyamak için 10 rupi istiyorlar.

Pakistan ile tam sınırda gerçekleştiğinden, ve Pakistan ile Hindistan arasında yarım saatlik bir saat farkı olduğundan bölge içerisinde cep telefonlarının saatlerini kontrol etmekte fayda var.

wagah border amritsar lahor pakistan india hindistan

Amritsar, Hindistan'daki diğer kalabalık şehirlere oranla çok daha temiz ve düzenli. Trafik karmaşası nispeten az, yollarda ineklere daha az rastlanıyor, korna gürültüsü de bulunmuyor. Burada bir tam gün gezmek yeterli olacaktır.

Devamını Oku
      edit

18 Nisan 2016 Pazartesi

Nisan 18, 2016 tarihinde, tarafından

Seyahat Yardımcısı : Varanasi (Hindistan)

varanasi india hindistan ganj ganga ganges

Ganj nehri kıyısındaki büyüleyici kent, Uttar Pradeş eyaletine bağlı kültürel başkent, Hindu'ların kutsal şehri: Varanasi, eski adıyla Beranes.

Türkiye'den tek aktarmalı uçuşla şehrin havaalanı Lal Bahadur Shastri'ye ulaşmak mümkün. Bunun yanı sıra, ülkenin birçok yerinden trenlerle şehre ulaşılabiliyor. Ulaşım ve Hindistan geneli ile ilgili detaylı bilgileri için şu adrese bakılabilir.

Varanasi'nin merkezine gelince, çok ama çok yoğun bir insan kalabalığı göze çarpıyor. Yollarda araç kullanmak neredeyse imkansız. Bu yüzden genellikle bisikletli rikşalar ve motosikletler insanlarla ve tabi ki ineklerle iç içe olacak şekilde yollardan akıp gidiyor. Varanasi, Hinduizm'in en kutsal yerlerinden biri. Hindu'lar, Varanasi'de ölürlerse yeniden doğum zincirinden kurtulacakları ('mokşa'ya ulaşacakları) düşüncesiyle buraya akın ediyorlar.

varanasi india hindistan


Hindistan'ın kutsal nehri Ganj, Hintlilerin (ve eski İngilizlerin) söylemiyle 'Ganga', Himalayalar'dan doğup, Hindistan'ın kuzeyinden, Kanpur, Allahabad, Varanasi, Patna, Bhagalpur gibi merkezi şehirlerin içerisinden geçip, Bangladeş'te Padma Nehri adını alarak, Hint Okyanusu'nda Bengal Körfezi'ne dökülüyor.

Ganj, Hindu'lar için kutsal bir nehir olduğundan biraz mitolojisinden bahsetmek gerek. Hindu inanışında tanrıların en üst tabakasında üç büyük tanrı bulunuyor: kainatı yaratan Brahma, kainatın koruyucu ve düzen sağlayıcısı Vişnu, kainatı yeniden var olması için yok eden, yıkıcı Şiva. Bazıları bunların tanrı Trimurti'nin (üç yüzlü tanrı) üç temel şekli olduğuna inanıyor. Diğer bir inanışta ise Şiva'nın Vişnu'yu, Vişnu'nun da Brahma'yı yarattığı ve ardından Brahma'nın kainatı yarattığı iddia ediliyor. 
Ganj'ın oluşumu Hindu'ların kutsal metinlerinden Mahabarata destanında şöyle tasvir ediliyor: Bütün evrene hakim olan İndra'nın tüm gücünü ve krallığını elinden alan Kral Bali zamanında, Vişnu, yeniden vücut buluşlarının beşincisinde Vamana denen bir cüce formunda Bali'nin karşısına gelir. Kendisinden evrende üç adım genişliğinde yer bağışlamasını ister. Kral bu isteği kabul edince Vamana Vişnu'ya dönüşür. İlk adımı dünyayı ve tüm evreni, ikinci adımı tüm üst evreni kaplar ve üçüncü adımı atacak yer kalmaz. Kral Bali teslim olur, İndra'nın krallığı kurtulur. Vişnu ikinci adımını attığı sırada ayak başparmağı üst evrende bir delik açar ve buradan Bhagavat-Padi (Vishnupadi, tanrı ayağından çıkan) adı verilen su cennete iner. 
Birkaç yıl sonra, Sagara adlı bir kralın 60,000 çocuğu olmuştur. Gücünü göstermek için düzenlediği Ashwamedha (at kurban etme) töreni öncesinde, tüm yarı tanrı kralların lideri olan İndra, kıskaçlığı sebebiyle atı çalarak dünyaya, o sırada derin meditasyonda olan Kapila adlı bilgenin inziva yerine bırakır. Sagara, tüm çocuklarını atı bulmaya gönderir. Atı bulduklarında Kapila'nın çaldığını düşünerek ona hakaretler yağdırırlar. Uzun süredir inzivada olan Kapila, bu şekilde rahatsız edilince yıllar sonra ilk kez gözlerini açar ve 60,000 çocuk o anda yanarak kül olur. Çocukların ruhları yıllarca ortalıkla dolanır. Sagara'nın soyundan Bhagiratha, atalarının cennete ulaşması için Kapila'dan yardım ister. Kapila, Tanrıça Ganga'nın dünyaya gelerek kendi suyuyla onları temizlemesi durumunda özgür kalabileceklerini söyler. Bhagiratha, yıllarca Brahma'ya Ganga'yı göndermesi için yalvarır. Bunun üzerine Brahma, Tanrıça Ganga'nın dünyaya gönderilmesine ikna olur. Cennetten düşecek suyun çok kuvvetli olacağı sebebiyle su, Şiva'nın saçları arasından süzülerek dünyaya ulaşır. Şiva'ya değerek kutsanan su, küllerine düşerek 60,000 çocuğun canlanmasını, sonsuzluğa kavuşmasını sağlar. Tanrıça Ganga da burada bir akarsu oluşturarak diğer ruhların da arınmasını sağlar. Bhagiratha'nın çabalarına ithafen nehre Bhagirathi denildiği de olmaktadır.

Nehrin dönem dönem yükselip alçalması nedeniyle 1700'lü yıllarda bölgede hüküm sürmüş Maratha Konfederasyonu tarafından kıyı şeridine basamaklar (ghat) inşa edilmiş. İnsanlar nehir kenarındaki ritüellerini buralarda gerçekleştiriyorlar. Bu ghat'ların bazılarında nehre girip dua ediyor ve kendilerini arındırıyorlarken bazılarında elbiselerini yıkıyor, bazılarında da ölüleri yakıyorlar. Şehirde 80'den fazla ghat bulunuyor. Bunlar birbirine genellikle çok yakın konumlanmakta, bu sayede aralarından kıyı şeridinden yürüyerek geçilebilmekteyken bazılarında yol bittiği için dik merdivenlerden tırmanıp şehrin içinden geçerek bir sonraki aralıktan tekrar nehir kenarına inmek gerekiyor.  En bilinen ghat'lar, güneyden kuzeye; Assi, Dashashwamedh, Man Mandir, Manikarnika ve Scindia.

Assi Ghat, güneydeki Assi nehri ile Ganj'ın birleşiminde bulunuyor. Ghat'ların güney ucunun başlangıç noktası olması, geniş bir alanı kaplaması ve çevresinde yer alan restoranlar ile uzun dönem turist, öğrenci ve araştırmacı popülasyonunun yüksek olduğu bir bölgede bulunuyor. Hindu festivalleri zamanında nüfusu oldukça kalabalıklaşıyor.

Dashashwamedh Ghat, şehirdeki en eski ghat'lardan ve en önemli sayılanı. Bir inanışa göre Hindu'ların yaratıcı tanrısı Brahma'nın burada 10 (dash) at (ashwa) kurban (medh) ettiğine inanılıyor ve ghat ismini buradan alıyor. Diğer bir inanışa göre ise Brahma, yok edici tanrı Şiva'yı karşılamak için burayı yaratıyor. İsmi ise daha sonra burada düzenlenen 10 adet atın kurban edilmesiyle alıyor. 

varanasi india hindistan ghat dashashwamedh
Dashashwamedh Ghat

Hindu'lar için ayrı bir öneme sahip, çevresinde birçok Hindu tapınağın da yer aldığı Dashashwamedh Ghat, her akşam Tanrıça Ganga'ya ibadet amaçlı düzenlenen bir Hindu törenine (aarti) ev sahipliği yapıyor.

varanasi india hindistan ghat dashashwamedh
Dashashwamedh Ghat'ta aarti töreni günbatımında başlıyor

Dashashwamedh Ghat'ın hemen bitişiğindeki Man Mandir Ghat, ülkedeki Rajput'lar (Hindistan'daki savaş tabakası) tarafından yaptırılmış, bölgedeki en eski ghat'lar arasında bulunuyor. Dönemde güneş, ay ve yıldızın hareketlerini incelemek için yapılmış ve halen ayakta olan astronomik araçlar da buranın tepesinde görülebiliyor.

Manikarnika Ghat, Hindu'ların ölülerini yaktıkları iki ghat'tan birincil olanı (diğeri Harishchandra Ghat). Burada 7 gün 24 saat aralıksız olarak ceset yakma törenleri gerçekleştiriliyor.

Hindu'lar, ruhların yok edilmez olduklarına, ölümün sadece fiziksel olarak yok oluşu temsil ettiğine, ruhun bir başka formda yeniden vücut bulduğuna, bu şekilde yaşam döngüsünün tekrar ettiğine inanıyorlar. Yeniden doğduklarındaki hayatlarının bir önceki hayattaki yaşam şekline bağlı olduğunu düşünüyorlar. Bu 'karma' felsefesine göre bir insan geçmişte nasıl yaşamışsa sonraki yaşamında onu göreceğinden sürekli iyi bir hayat sürüp olgunlaşarak mokşa'ya -ya da diğer bir deyişle nirvana'ya (nir: dışarı, va: esmek; manevi kurtuluş)- ulaşmayı amaçlıyorlar (bu inanış Budizm'de de mevcuttur). Bu doğrultuda ölümden sonra vücuttan ayrılan ruh, yeniden doğum için ruhlar alemine giderek sonraki formuna dönüşmeyi bekler.
Hint inanışında bir insan fiziksel vücut (sthula sarira), eterik (ruhani) vücut (linga sarira), tohum vücut (karana sarira) ve ruhtan (Ātman) oluşuyor. Ölen bir kişinin ruhani vücudunun fiziksel vücuttan ayrılmayabilceği, bu sebeple ölüyü yakmanın bu bağı kopartacağına inanılıyor. Yakım işlemi sonunda sadece fiziksel vücut yok oluyor, diğerleri özgürlüğüne kavuşmuş oluyor (çocuklarda bu bağ olmadığına inanıldığından genç yaşta ölenler yakılmıyor. Ayrıca bağı kopardıkları düşünülen kutsal kişiler, hamileyken ölen kadınlar ve yılan sokması/cüzzamdan ölen kişiler de yakılmadan, vücutlarına taş bağlanarak doğrudan nehre atılıyor).
Bunun yanısıra Hindu'lar fiziksel vücudun 5 temel elementten (Pancha Bhoota) oluştuğuna inanır: dünya, ateş, su, hava ve gökyüzü. Ceset yakma işlemi (Antima Sanskar/Antyesthi, son tören) sonunda vücudun bu beş elemente ayrıldığına ve dünyadaki eşitliği devam ettirdiğine inanılır. Antyesthi, Hinduizm'in 16 geleneğinden (Sanskara) biridir. Jainizm ve Sihizm'de de cesetler yakılır. Budizm'de de bazen cesetler yakılabilmektedir.

varanasi india hindistan ghat manikarnika
Manikarnika Ghat'a yakından bakıp tören izlenebiliyor ancak fotoğraf çekilmesine genellikle izin verilmiyor. Etraftaki birkaç dolandırıcı, fotoğraf çekimini fark edince veya sadece turist olduklarını anlayınca, tapınaklara ve törenlere yardım adı altında para talep edebiliyor. Bu kişilerden polisi çağırma bahanesi ile kurtulmak gerekiyor. Aynı durum Harishchandra'da da geçerli

Bu gaht'ta bir Şiva tapınağı ve bir kuyu (Manikarnika  Kund) bulunuyor. Kuyunun, Şiva ve eşi Tanrıça Parvati'nin Varanasi'ye (efsanedeki ismiyle Kahsi) geldiğinde yıkanmaları için burada Vişnu tarafından açıldığı söyleniyor. Şiva yıkanırken (başka bir efsaneye göre dans ederken) kulağındaki küpeden bir mücevher (mani) düşüyor. Manikarnika ismi de buradan geliyor : Kulağın Mücevheri.

Varanasi'de ölen bir kişinin mokşa'ya ulaşacağına, yeniden doğum döngüsünden kurtulacağına inanılıyor. Bu yüzden şehir çok sayıda hasta ve yaşlı Hindu ile dolu. Ölmeyi bekleyen bu kişiler için nehir kenarında özel evler bulunuyor. Bir Hindu Varanasi'de öldüğü zaman renkli örtülerle kaplanarak yakınları tarafından ilahiler eşliğinde üstü açık bir bambu tabut üzerinde Manikarnika veya Harishchandra'ya getiriliyor. Ölünün en yakını olan erkek (genelde en büyük oğlan çocuk, yoksa oğlan torun o da yoksa sülaleden başka bir erkek), saçını tıraş edip beyaz kıyafetler giyiyor ve törenden sorumlu oluyor. Ceset, yakınları tarafından Ganj'a daldırılıp çıkarılıyor ve kuruması için birkaç saat kenarda bekletiliyor. Kuruduktan sonra ceset, önceden hazırlanmış odun yığınının üzerine konuyor. Yakımı kolaylaştırmak için odunların üzerine ghee adı verilen saflaştırılmış yağ sürülüyor, sandalağacı tozu ekleniyor. Ceset, yanık kokusunu önlemek için de çeşitli koku engelleyici tütsüler eklenerek halihazırda yanmakta olan odunlardan biri ile tutuşturuluyor. Bu sürece ölünün yakınları dışında bir Dom (ateşin harlanması, yağın sürülmesi vb çeşitli küçük işler yapan Hint kast sistemindeki bir etnik grup üyesi) da eşlik ediyor. Yakım işlemi birkaç saat sürüyor. Ardından alevler nehir suyu ile söndürülüyor, yerdeki küller ve ufalanamayan parçalar toplanarak Ganj nehrine atılıyor.

Bir tören için yaklaşık 300 kg odun gerekiyor. Bu yüzden ölenlerin daha az gelirli olanları daha düşük kaliteli veya daha az sayıda odunla yakılıyor. Hatta bazılarının sadece tezekle yakıldığı da oluyor. Hindistan'da yılda yaklaşık dokuz milyon kişi öldüğünden odun yerine elektrik veya gazla yakım da yapılıyor. Her ne kadar Hinduizm'de böyle bir yasak olmasa da geleneksel olarak tören alanında kadınlar yer almıyor. Bunun duygusal olarak fazlaca etkilenebilecekleri ve ölünün ruhunun fiziksel bedenden kopmak istemeyeceği gibi nedenleri olduğu söyleniyor.

Scindia Ghat, ateş tanrısı Agni'nin doğduğu yer olduğuna inanıldığından Varanasi'deki önemli ghat'lar arasında yer alıyor. Burada sabahın ilk ışıklarında nehre girip arınmak için dua eden çok sayıda Hindu görmek mümkün. Kıyısındaki batık Şiva tapınağı da burayı özel kılan nedenlerden. Lalita GhatChet Singh GhatDarbhanga Ghat ve Bhonsale Ghat, Varanasi'deki diğer önemli ghat'lar arasında yer alıyor.

Ganj Nehri'nde dolaşırken bambaşka bir dünya, çok farklı bir kültürle karşı karşıya kalınıyor. Nehrin tüm pislikleri arındırdığına inanan Hindu'lar, kahverengi renkli, üzeri ceset külleri ve hayvan ölüleri ile dolu, fabrika ve lağım atıklarıyla beslenen bu nehirde yıkanıyor, çamaşırlarını yıkıyor, hatta nehrin suyundan içiyorlar. Bilim adamları, nehrin arıtılması için sudaki zararlı mikroorganizmalar ve diğer atıkları yiyerek beslenen hayvanların nehre bırakılması da dahil olmak üzere çeşitli çalışmalar yürütüyorlar.

Ganj'a gelince kayıkla yaklaşık 40 dakika süren nehir turlarından da yapmak, bu eşsiz yerleşimi uzaktan da izlemek gerek.

varanasi india hindistan ganj ganga ganges

Varanasi sadece Hindu'lar için kutsal bir yer değil. Hindistan'da ortaya çıkmış Budizm'in kurucusu Gotama Buda'nın aydınlandıktan sonra öğretilerine başladığı yer olan Sarnath, şehre 13 km uzaklıkta bulunuyor ve Budist'lerin en önemli hac noktaları arasında yer alıyor.
Devamını Oku
      edit